içinde

Haydi Alanya! …

Cumartesi gecesi Ankara yoluna düşeceğim a dostlar. Keşke keyifli bir gezi organizasyonu olduğunu soyleyebilseydim. Daha evvel, bir kısmı kurgu bir kısmı gerçek olan deli saçması hikayemde söz etmiş olabilirim, dört dayım var benim; birisi ebediyete yürümüş… yolculuk bu dayılarımdan üç numara için; Reşat için… 

Her ne kadar ikinci derece akrabalık ilişkisi gibi görünse de ben bu akrabalık ilişkilerinde kan bağını, soy ağacını çok ciddiye almayan bir insanım. Birisiyle çok yakın akraba olmam onunla çok yakın olmam anlamına gelmiyor. Ya da tersi. Sizler için de belki böyledir, bilemiyorum… dolayısıyla bahsettiğim Reşat dayım da akrabalığımı kabullendigim, yakın olduğum insanlardan birisi. Cumartesi gecesi çıkıp, pazar sabahı yanında olmayı planlıyorum. 

Uzun yıllar bir arada yaşadıktan sonra işleri ters gittiği için Mersinden ayrılma durumunda kalmıştı kendisi. Eskilerin tabelacı dediği, reklamcılığın mutfağından yetişmiş bir zanaatkardır bu güzel adam. Şimdikiler gibi değil, bilgisayardan çiz, baskı yap, harf kes yapıştır değil yani. Ölçü al, Fırça-boya, bant çek, şablon hazırla; çuhaya, mikaya ya da kendi kestiğin sacdan plakaya tabela hazırla. Götür kaynak yap, montaj yap… hey gidi! Kaç gece gözlerini kaynak almış şekilde eve geldiğini hatırlamıyorum. Çaya batırılmış pamuklar… ulan “kardeşler kasabı”… Ulan “Şen bakkal”… Ne oldu; ışıklı- ledli, kutu harfli modern reklamlara geçtiniz? Folyoya, vinile baski yapılmış reklamlarla doldurdunuz camekanlari? Neyi vardı el emeği brandaların, sacdan tabelaların? İbneler! …

Her neyse, sağa sola borç, gelişen teknolojiler falan; ayak uydurmayıp kapadı ekmek teknesi dükkanını. Orda burda çalışmaya başladı ama reklamcılık adamın mesleği, fazla ayrı kalamadı tabii. Bir gün geldi, dedi “iş buldum!” İyi dedik, nerde? Alanya’da… sıfırdan başlamaya. Haydi bakalım! 

İki çocuğunu da müthiş yetiştirerek birisinin elektronik mühendisi, birisinin avukat olmasını sağladı; gelişen sektöre adapte olmaya çalışırken. Oldu da… “burda iş çok, gelsene yeğenim” diye bayaa uğraştı benimle de. Turizm bölgesi tabii; reklamı, inşaatı, temizliği biter mi? Tabii ben götümü kaldırıp ilgilenmedim hiç, teker dönüyor ya bir şekilde. Gene de irtibatı pek koparmadık. Futbol sevgisi de var tabii, Alanya alt liglerdeyken bile sıkı takipçisi. Gel zaman git zaman tribünlerin de gayet tanınır yüzlerinden oluyor, sağlam bir Alanyaspor taraftarı. Bizle oynadığı zamanlar mac önü arayıp “Bugün üzeceğiz sizi yeğenim!” diye arar mutlaka; hiç sekmez! Genelde tersi çıkardı ama. 

Bu hafta aramadı.

Ben de aramadım, pazar günü yanındayım…

Otuz beş kiloya düşmüş…

Dördüncü evre…

İki yıldır -tedaviler için- evi haline gelen Ankara’da görüşeceğiz; pazar günü yanındayım… 

Ne konuşacağız ki seninle? 

Ne söylenebilir? 

Umarım Alanya bizi paramparça eder, ağzımıza sıçar dayıcığım! 

İnşallah beş tane atarsınız!

Yeter ki sen güle güle git…

Bir cevap yazın

GIPHY Uygulama Anahtarı Ayarlanmadı. Lütfen Kontrol Edin