BEŞİKTAŞ ÜZERİNE..
2 aylık periyodu geride bıraktık..
Bu 2 aylık periyodun ardından iki hamle yaptık. Sergen Yalçın ve Salih Uçan..
Her ikisinin de hayati derecede önemli hamleler olduğu düşüncesindeyim. Beşiktaş’ın şu anda kampa 13 kişiyle başlaması ile Fenerbahçe’nin 50 oyuncuyla başlamasına yönelik eleştirilere katılamayacağım. Beşiktaş’ın elinde beyaz bir sayfa var. Bu sayfayı ağır ağır, istediği gibi şekillendirme avantajına sahip. Rashid ve Rosier’i bitirmemiz durumunda 4 tane direkt 11’e yazabileceğimiz, 4 tane de hamle amacıyla kullanabileceğimiz oyuncu fazlasıyla yeterli olacaktır. Teixeria’nın alınması koşuluyla oluşturulacak bu takım, inanılmaz işler yapmaya namzet olacaktır..
Fenerbahçe’nin elinde ise, her yanı farklı renkli bir tükenmez kalemle karalanmış bir sayfa var. Yazmayı geçtim, o sayfadaki karalamaları silmek bile olağanüstü bir efor, zaman ve beceri gerektirecek. Yani ”13 kişilik takım mı, 50 kişilik takım mı” sorusuna sabaha kadar 13 derim..
Kadro kurulumu bakımından stres, acele ve panik içeren hamleleri doğru bulmuyorum. 1 aydan uzun bir süre var ligin başlamasına. Ve tüm takımlar içinde ”OYUNU, ŞABLONU VE EZBERİ TAM OLAN” tek takım Beşiktaş.
AVRUPA ŞAMPİYONASI ÜZERİNE..
Çok ciddi anlamda terse yattığımı itiraf etmeliyim. 2016 ve 2018’de oynanan turnuvalarda ortaya çıkan rezil görüntülerin ardından, bu turnuvada da sönük, savunma ağırlıklı, fizik temelli ”al-ver” oyunlarını göreceğimi düşünmüştüm. Pek öyle olmadı. Ekranın karşısından uzaklaşmaya korktuğum çok karşılaşma oynandı. Biraz olsun futbolun güzelliğini hatırlamış olduk. Dün gece İngiltere’ye verilen abuk penaltı ve oley çeken tribünlerden dolayı İngiltere’nin YİNE kaybetmesini umacağım. Gerek takımsal coşkuları gerekse de pozitif görüntüleri nedeniyle finalde İtalya’nın İngiltere’yi paralize etmesini umuyorum.
Dip Not: İki gece evvel izlediğim Brezilya- Peru maçını bir yerlerden bulup izleyin. İnanılmaz bir maç oldu. Şahane görüntüler çıktı o maçta. Peru takımından gözü kapalı kaç oyuncunun transfer edilebileceğini gözlerinizle görün 🙂
ŞENOL GÜNEŞ ÜZERİNE..
2 saate yakın konuştuğu basın toplantısında dikkatimi çeken tek şey bronzlaşmış cildi oldu.. Dün, İngiltere karşısında acı çeken, rakibinden fersah fersah zayıf görüntü vermesine rağmen pes etmeyip hakem kararıyla tuş edilen, en önemli oyuncusunu turnuvanın daha 10. dakikasında kaybeden Danimarka’nın her türlü saygıyı hak eden duruşlarına karşılık, turnuvanın en kötü görüntüsünü vermenin hemen ardından bronzlaşmaya koşan futbolcu grubu ve teknik ekibimiz var..
Yazık..
Sorulara verilen lakayıt cevaplar da çabası. O yüzden bizde hiç bir branştan bir b.. olmaz. Basketbol U19 dünya kupası kadrosunda ömer onan ‘ın oğlu sadece torpilli olduğu için dakikalarca oynandı ve elendik. Ne işler döndüğünü herkes biliyor yine söylüyorum bir b.. olmaz ülkeden. Ara ara tamamen tesadüfî başarılar olacaktır ya sonra..
Sonra bir sonraki tesadüfi başarıyı bekleyeceğiz :))
Olan bu hocam..
UEFA’nın (gurbetçilerle beraber) uzak ara en kalabalık ülkesinin, tarihi boyunca 1 kez dünya 3.’lüğü, 1 kez de Avrupa Şampiyonası yarı finaliyle övünmesi çok kötü..
Bu turnuvaya katılan her takım bir şey koydu ortaya..
Biz?…… 🙂
Serdarım kadro yapılanmasında bence olmazsa olmaz diyebileceğimiz 2 hamle var. Ghezzal ve Rosier’i na yapıp edip takımda tutmamız ŞART!
Sonrasında yanı yönü doldurulur bir şekilde. Atiba-Joseph-Ghezzal ve Rosier bu takımın omurgası olmalı.
Salih, Kenan, Kaan gibi yerli rotasyon çok kıymete bindi. Umarım olur hepsi. Alttan kadroya eklenen 9 arkadaş da mutlaka kalmalı ve süre almaya başlamalılar. Kiraya falan vermesinler, kiracılar malı murdar ediyo:))
Fenerle ilgili kıyaslamalarına falan biraz kızdım; fener işte yahu:)) en çok -olsa olsa- taşak geçmek için kullanılabilecek bir malzeme:) Allahın looserları işte? (? F.A.A! ?)
Ş.G için ise insanın içi gene de bi burkuluyor be Serdarım… saçmalamaya devam ediyor, kendini iyice oyuncak etti memleketin bozuk düzenine. Böyle olmamalıydı ama kendi kaşındı ne diyelim.(@ilgrandeturco haksız mıyız?) olağan şüpheli olarak yıkıyoruz ne kadar faili meçhul varsa:))
Son olarak:
Eline sağlık kardeşim:))
Eyvallah Ferhatım.. Çok teşekkür ederim..
Ne bir eksik, ne bir fazla.. Yorumuna noktasından virgülüne katılıyorum 🙂